Geçen haftasonu İSTİNYE PARK ' a dolaşmaya gittik . Hergün açılan büyük alışveriş merkezlerimizden biri ile karşı karşıyaydık. Oldukça geniş ve ferah bir mekan . Ama kendimi bir türlü bu mekana ait hissedemedim . Ortalıkta birçok marka sahibi mağaza vardı ve tabiki etrafta dolaşan tipler de yürüyen etiketlere benziyorlardı . Gençlik nereye gidiyor diye merak etmeden edemedim .
Bu arada yolunuz İSTİNYE PARK 'a düşerse ve ingilizce bilmiyorsanız , benden söylemesi yanınıza muhakkak bir sözlük alın. Çünkü etrafınızda Türkçe bir tabaleya rastlamanız pek mümkün değil. Gerçi bu durum sadece İSTİNYE PARK 'a özgü değil. Maalesef yaşam alanlarımızda , kafamızı kaldırıp etrafımıza bakarak yürümediğimizden midir nedir bilemiyorum etrafımızı saran yabancı sözcüklerin istilasını kanıksamış durumdayız. Naneli limonata içme gafletinde bulundum . Sipariş listesinde yiyecek ve içecekler ingilizce olarak yazılmıştı. 40 yıllık limanotamızı mint limonate diye satıyorlardı Naneli limonata istedim diye sağolsun yurdum insanı olan , anadolunun bağrından kopup gelen yiğit garson kardeşimiz duruma müdehale etti ve benim cehaletimi düzelterek yani mint istiyorsunuz dimi dedi. O an arkadaşın gırtlağına mı sarılayım , hizmette sınır yok ilkesini benimsemiş bu kardeşimi ayakta mı alkışlayayım bilemedim . Sadece şaşkın bir ifade ile naneli lütfen diyebildim . Siz siz olun dediğim gibi sözlüksüz dolaşmayın :((
Dikkatimi çeken diğer bir nokta da bizim üst gelir grubu mensubu vatandaşlarımızın görgüsüzlüğü oldu. İtalya 'da marka bir mağazaya gitmiştik . Yağmurdan sırıksıklam olmuş ve eşofmanlı bir haldeydik. Buna rağmen mağaza görevlileri bize çok iyi davranmışlardı . Oysa buradaki aynı mağazanın şubesine gittiğimizde üzerimizde kot pantalon olduğu ve etiket kıyafetlerle dolaşmadığımız için yüzümüze bile bakmadılar. 2 ülke arasında böylesine fark olmasını o markaya değil müşteri profillerinin farklılığına bağlıyorum . Siz ne düşünüyorsunuz bilemiyorum .
İSTİNYE PARK DA KAYBOLAN TÜRKÇEMİZİ ARIYORUM. BULAN HABER VERSİN EMİ ............
|