curcunel dünyası

• 27/4/2006 - 23 NİSAN

Biliyorum biraz gecikmiş bir yazı olacak ama geç de olsa düşüncelerimi sizlerle paylaşmadan edemedim.Öncelikle tüm genç kardeşlerimin ve de içindeki çocuğu öldürmeyenlerin 23 nisan çocuk bayramını kutlarım.Umarım gününüz adına yakışır bir çoşku içinde geçmiştir.

23 nisan deyince aklıma hep yağmur  gelir.Nisan yağmurlarından her bayram nasibimizi alırdık.Tüm hazırlıklarımız boşa gider,her seferinde sınıflarda bayram kutlardık.Ama yinede yüreğimiz kıpır kıpır olurdu.

Bu 23 nisan ben de çocukların arasına karışmaya karar verdim ve yiğenlerim ile birlikte çocuk parkına gittim.Kuş cıvıltılarına çocuk sesleri eşlik ediyordu.İnsanın içi ister istemez kıpır kıpır oluyordu.İtiraf edeyim ki yiğenimi kaydırmak bahanesiyle bende birkaç kez kaydıraktan kaydım.Ama ne yapayım? Benim çocukluğumda böyle çeşitli ve birbirinden güzel oyuncaklar olan parklar yoktu.Bir şeyi daha farkettim ki içimde öldü zannettiğim çocuk hala yaşıyormuş .En azından küçük kırıntılar dahi olsa kalmış.Herhalde bu da iyi bir şeydir.En azından hayatın yüküne ,sıkıntılarına direnmekte bana yardımcı olur.O çocuğa o kadar yüklenmiştim ki beni terketti sanıyordum.Tüm yaşadıklarına rağmen benim sadık dostummuş.Umarım beni yaşamım  boyunca terketmez.

Kaydıraktan kayarken bir köşede sessiz ve ürkek bakışlarla oturan bir çocuk dikkatimi çekti.Elinde boya sandığı öylece oturuyordu.Etrafta bir sürü çocuk ,yanlarında üzerlerine titreyen aileleri ile birlikte neşe içinde oynuyor ,koşturuyordu.Bir zaman sonra boyacı çocuk hayatın omuzlarına yüklediği tüm dertleri bir kenara koyarak çocuk olduğunu hatırladı ve oyuncaklara doğru koşturdu.Yüzüne baktım.O biraz önceki hüzünden eser yoktu,çocukluğuna dönmüş ,diğerleri gibi gönlünce koşup oynuyordu.O an ne yapacağımı bilemedim .Sadece onu seyrederken kendimi buldum.Acaba oradaki çocuklar ne kadar şanslı olduklarını biliyorlarmıydı?O küçük adamın içinde ne fırtınalar kopuyordu?Belki birazdan yine boya sandığını yüklenecek ve hayatın çarkları içinde koşturacaktı.Umarım hayatın akışına kapılıp kaybolmaz.İçimi buruk bir hüzün kapladı Ama anladım ki çocuk her yerde ve her zaman çocuk .

İnşallah yeryüzünde çocukların yüzü hep güler ve bizlerin de içimizdeki çocuklar hiç ölmez.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 27/4/2006 - HAYATA DAİR

 

 


 

Hayatınız değerlidir,çünkü onu yaşayan ve yaşatan sizsiniz.Umarım hayat herkese güzellikleri bolca verir.

SEVGİYLE  VE SAĞLICAKLA KALIN....

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 28/3/2006 - ACEMİ GEZGİNİN SEYİR DEFTERİ-2 (GELİBOLU)

18 Mart günü kahramanlık diyarı Gelibolu'ya şehitlerimizi anmak üzere gittik.Uzun zamandır Gelibolu'ya gitmeyi istiyordum.18 Mart gibi özel bir güne kısmetmiş.Dur yolcu diye başlayan şiiri hepimiz biliriz ,ancak insan her yeri kanlarla sulanmış bu toprağı gezerken gerçekten o dönemleri yaşıyor gibi oluyor.Bastığınız toprağın sadece bir toprak parçası olmadığını her bir santiminin şehit kanlarıyla sulandığını tüyleriniz diken diken olarak hissediyorsunuz.

Siperleri gezerken kimin dost kimin düşman olduğunu unutuyorsunuz.Çünkü bu topraklarda öyle şiddetli çarpışmalar olmuş ki aradan 91 yıl geçmesine rağmen o günlerin atmosferini benliğinizde hissedebiliyorsunuz.Mezarların hepsi birbiriyle kucaklaşmış,dost-düşman birzamanlar savaşan bedenler aynı Kabatepe müzesinde görebileceğiniz havada çarpışan kursunlar gibi içiçe geçmiş.Nereye geldiğini ,düşmanının kim olduğunu bilemeden çarpışan bedenler şimdi mehmetçikle kucak kucağa yatıyor.Belki de yeryüzünde sadece bize özgü olabilecek bu manzara tüm dünyaya Türk insanının hoşgörüsünü ve cesaretini göstermekte.

Bu topraklar öyle değerli ki insan basmaya kıyamıyor.Çünkü altında gerçektende binlerce kahraman yatıyor.Ve bizler o kahramanların torunlarıyız,her neolursa olsun onların emanetlerinin kutsal bekçileriyiz.

Atatürk'ün saatinin vurulduğu tepeyi gezerken bir anda siperlerin ardından asker kıyafetli,elleri silahlı güçbela yürüyen ama dimdik bakışlarıyla gururlu duruşlarıyla çakı gibi asker olan gazilerimizi görünce bir anda kendimi atmosfere kaptırıp hayal görüyorum sandım,gözlerim dolu dolu oldu.

Bazen kelimeler tıkanıyor ,insan duygularını anlatacak doğru kelimeleri bulamıyor.Gelibolu'yu gezmekte öyle birşey ,kafanızı nereye çevirseniz sizi etkileyen bir anı yüreğinize kazıyorsunuz.Bence her Türk vatandaşı muhakkak bu toprakları görmeli ve bugünlere nasıl gelindiğini görmeli.Geleceğine ,emanetine sıkı sıkıya sahip çıkmalı.

Ancak şunu paylaşmadan geçemeyeceğim.Bizler için canlarını feda eden şehitlerimizin mezarları ve yollar çok bakımsız Maalesef onlara hakettikleri gibi bakamıyoruz.18 Mart günü hava yağışlıydı .Yollar düzgün olmadığı  için heryer çamur içindeydi.

Bu gezide Atatürk'ün büyüklüğünü birkez daha anladım .Atamız bu topraklarda üstün askeri dehasıyla ,kahraman milletinin yanında bir destan yazmış.Yoktan koca bir millet yaratmış.Ama bunu yaparken de hiçbir zaman milletinden kopmamış ve herzaman halkın içinde olmuş.Asker olarak halkla beraber çarpışmış,siyasi kişiliğiyle herzaman koruma orduları olmadan halkın içine karışmış.Oysa 18 Mart törenleri nedeniyle şehitlerimizi anmaya gelen bizim seçtiğimiz,bizi temsil eden sayın başbakanımız geçecek diye o şehitlerimizn kutsal kanlarıyla sulanan yollar trafiğe kapatıldı ve başbakanımız koruma ordusu içinde yoluna devam etti.Büyüklük işte makamla değil yürekle oluyor.Doğal olmayan herşey gün gelip sırıtıyor.

Neyseki günümüz şanlı ,şehitlerimiz karşısında boynumuz kıldan ince idi .Onlar genç yaşlarında canlarını bizim için feda ettiler Biz onlar için çamura bulanmışız,trafikte beklemişiz çok mu???

Ey kanlarını bu vatan uğruna feda eden şehitlerimiz ! Merak etmeyin bizler emanetizin bekçileriyiz.Zaman zaman vatanımızın değerini unutsakta öyle kutsal topraklarda yaşıyoruz ki 91 yıl sonra bile atalarımızın kanlarının damarlarımızda dolaştığını hissediyoruz.

Kutsal mekanlarınızda rahat uyuyun.

Sizlerde benim gibi Gelibolu'yu görmediyseniz mutlaka gidin.Emin olun pişman olmayacaksınız O topraklar öyle kutsalki herkes kendi kahramanlık hikayesini yaşıyor.Ben oraya doyamadım.En kısa zamanda yeniden Gelibolu'ya gitmek dileğimle......

 

 

DUR YOLCU

BASTIĞIN YERLERİ TOPRAK DİYEREK GEÇME,TANI

DÜŞÜN ALTINDA BİNLERCE KEFENSİZ YATANI..........

 

 

TÜM ŞEHİTLERİMİZE SAYGI VE MİNNETLE.........

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 9/3/2006 - CAN YÜCEL'DEN

BEY VE HANIM


Seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyim istiyorum.
Benim olduğu kadar dostlarının,
dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum.
Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım.
Yaşayalım ki, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı.
Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız.
Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız.
Öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.
Güzel günlerimizi, evimizde bir şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız.
Yada bazen dostlarla ucuz biralar içerek...
Böylece yaşamalıyız işte.
Sonra çocuğumuz olmalı,
Düşünsene senin ve benim olan bir canlı.
Geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız.
Sen arada mızıkçılık yapmalısın ve ben söylenerek almalıyım sıranı.
Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta kırmalısın.
Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.
Zaman su gibi akıp giderken, herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı.
Herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden Mutluda olsa, kötüde olsa, yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı.
Saçlara düşünce aklar, yada gidince aklar, çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehirden.
Kavgasız, her sabah cinayetle uyanılmayan, sessiz bir yere gitmeliyiz.
Geceleri balkonda denizi seyredip, sandalyelerimizde sallanmalıyız.
Eve gelip benden kahve istemelisin.
Çocuklar gelmeli ziyaretimize, geçmişteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız.
Ben, "Bey" demeliyim sana, sende "Hanım".
Öyle sevmelisin ki beni bu yazdıklarım korkutmamalı seni.
Tebessümler açtırmalı yüzünde.
Birgün bu hayatı bırakıp giderken, sadece mutluluk olmalı yüzümüzde.
Birbirimizi sevmenin gururu olmalı herşeyde....

 


CAN YUCEL




 

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 5/3/2006 - ACEMİ GEZGİNCİNİN SEYİR DEFTERİ-1

ACEMİ GEZGİNİN GÜNLÜĞÜNDEN

Nisan 2005 ‘de gerçekleştirdiğim İtalya seyahati benim için ilklerle dolu ,oldukça eğlenceli bir gezi oldu.İlk kez yurtdışına çıktığım için çok heyecanlıydım.Slovenya üzerinden karayolu ile İtalya’ya gittik .Lubyana Slovenya’ya bağlı oldukça şirin evleri, bol doğal güzelliği olan bir kent

 

İtalya’da ilk durağımız Venedik idi.Venedik’te bize merhaba diyen yağmurlu hava seyahatimiz süresince bizi yanlız bırakmadı.İtalya’ya berketimizle geldik berektimizle de veda ettik.Venedik deyince aklıma hep yakışıklı gondolcuların şarkı söylediği oldukça romantik bir kent gelirdi.Bu açıdan benim için tam bir hayal kırıklığı oldu.Ancak Venedik, sokakları  süprizlerle dolu ,herköşesi farklı bir keşif yolculuğu olan tambir köprüler ve kanallar şehri.Tur programlarının içerisinde de bulunan Dükler sarayı,San Marco meydanı ve bazilikası görülmeye değer.Özellikle meydandaki çan kulesine çıkmanızı tavsiye ederim.110 m yükseklikten tüm şehri seyredip harika fotoğraflar çekebiliyorsunuz.Tur programlarına alternatif olarak haritanızı elinize alıp sokak sokak gezmenizi tavsiye ederim.Dar sokaklar labirent gibi gözüksede kaybolacakmışsınız hissine kapılmayın Sokakların bitimindeki kanallar sizi korkutmasın ,sizi yeni keşiflere götürecek köprülerle diğer sokaklara geçmekten çekinmeyin.Per RİALTO ve PER MARCO tabelaları ile kilit noktalar olan RİALTO KÖPRÜSÜ’ne ve SAN MARCO meydanına kolayca ulaşabilirsiniz.Kuzey kesimde bulunan GETTO bölgesini gezmenizi tavsiye ederim .Hitler döneminde kanallarla çevrili dar alanlara kıstırılmış musevi mahalleri keşfe değer.Burada bir sinagog ve musevi müzesi var Ancak sinogag ziyarete kapalı  ve müze fazla ayrıntılı değil.Hala yaşayan museviler var ve canlı  mahallelerle o dönemleri yaşıyor gibi oluyorsunuz.Getto’yu gezerken aklıma Türkiye’deki musevi mahalleri geldi .Yıllarca birarada kısıtlanmadan kardeşce yaşayan insanlar canlandı gözümde.

 

Venedik deyince akla gondollar geliyor.Gelmişken gondol turu yapmadan gitmeyin .Ancak gondol sal gibi olduğundan dengede kalmaya dikkat edin.Daracık kanallarda gondolcuların ustaca hareketleri izlemeye değer.Pazarlık yapmaya özen gösterin.Hediyelik eşya olarak gondollar,venedik maskeleri tavsiye edilir.Sahildeki minik cafeler güzel. Siestalara dikkat edin,İtalyanlar  çalışma saatlerine çok sadıklar ve Venedikli satıcıların  pek nazik olmadığını da belirtelim.Yanınıza İtalyanca sözlük almayı unutmayın. Zira italyanlar ingilizce pek konuşmuyor.İlginçtir ki siz ingilizce konuşuyorsunuz onlar italyanca ve bir şekilde anlaşıyorsunuz evransel dil bu olsa gerek.

 

Roma İstanbul’da yaşayanlar için gezilmesi kolay bir şehir.Motosikletlere dikkat edin.Özellikle burada daha yoğunlar ve trafik kurallarına bazen uymayabiliyorlar.Alternatif  tur programı yaratmak isteyenlere yine GETTO bölgesini tavsiye edebilirim .Roma kalıntılarının hemen yanında (colessyum a yakın) yeralıyor .Yine Venedik’te olduğu gibi musevi müzesi de var Ancak Venedik’teki yerleşim kadar sevimli değil.Roma’da kolesyum ,roma kalıntıları,ispanyol merdivenleri,aşk-trevi-çeşmesi ,apollan tapınağı görülebilir.Alan geniş olduğundan metro yada otobüsü kullanmanızı  öneririm.Metro –otobüs için saatlik biletleri heryerde kolayca bulunan T amblemli dükkanlardan temin edebilirsiniz.Hırsızlık olayları sık yaşandığından herkes sizi uyaracaktır.Bu sizi ürkütmesin tedbirli olursanız bir sorun yaşamazsınız.Siz yine de pasaport ve kredi kartlarınızı yanınızda taşımayın(bu arada kibar hırsızlara dikkat etmeniz gerekiyormuş)Vatikan kendi küçük bir ülke yanlız içi oldukça geniş detaylı gezmek için geniş bir zaman ayırmanız gerekiyor.Roma’nın gecesi ve gündüzü ayrı güzelGece şehir ışıklandırmaları görülmeye değer Farklı bir havaya bürünüyor ,lunaparkta gezer gibi hissediyorsunuz kendinizi Roma’ya gitmişken taverna gecesi yapmayı da unutmayın Mümkün oldukça insanların arasına karışmak o kültürü yaşamak ilginç bir deneyim oluyor.

POMPEİ’yi şiddetle tavsiye ederim Yanardağın eteklerindeki Pompei antik kentinin kalıntılarını gezmek çok hoş İnsan kendini efes harebelerinde gibi hissediyor (kabul ediyorum ülkemi yurtdışına çıkınca çok özledim)Özellikle lavlardan ölen insanların günümüze gelen kalıntılarını görmek insanı etkiliyor.

 

Ada sahillerini görmek,deniz havasını hissetmek  istiyorum diyenlere CAPRİ ADASINI öneririm .Tur programlarında olan bu adada alışveriş yapabilir,kafelerde yemek yiyebilirsiniz. doğal güzelliği dışında keşfe değer fazla birşey yok.Ancak sizi telefrik gibi küçük bir serüvene davet ediyor (tabi sevenlere)Telefriklerin yanındaki restoran çok güzel.Yemekler nefis sahibi ve çalışanlar çok güleryüzlü,hizmet kalitesi çok iyi.Yemekler çok nefis özellikle turtalarını salık veririm.Bayanlar korkmayın bu macerada bol yemek yiyorsunuz ancak bolda yürüdüğünüzden hemen yakıyorsunuz.

 

SİENA eski bir ortaçağ şehiri.Kendinizi ortaçağda gibi hissediyorsunuz,sokaklar çok güzel,tipik ortaçağ evleri ile süslü ,meydanda yılın belli zamanları at yarışları düzenleniyormuş,Her mahallenin kendi sembolü var ve mahalleler arasında mühtiş bir rekabet varmış.Sokak aralarından her an atına binmiş bir şövalye çıkacakmış hissine kapılıyorsunuz.

 

FLORANSA ,İtalyadaki son durağımızdı.Şirin bir şehir.Michelengo tepesinden şehre kuşbakışı bakmak süper.Resimle ilgilenenler Ufizi galerilerini kaçırmasın.Yanlız saatlerce sıra beklemeyi göze almalısınız.Ben önceden rezarvasyon yaptırmanızı tavsiye ederim.Sokak aralarında şirin pazarlar var ve Türkleri çok iyi tanıyorlar İtalya’da güneye indikçe insanlar bize benziyor ve çok sıcakkanlı oluyorlar ,kolay iletişim kurabiliyorsunuz.Toskano bölgesinin şarapları ünlü ve çok lezzetli.Herkes FATİH TERİM’I biliyor ve indirim yapıyor.Şaraplar çok lezzetli ve ucuz .İtalyanlara göre su yıkanmak ve şarap içmek içinmiş.Suyun şaraptan daha pahalı olduğunu da belirteyim.Limoncella denilen limon likörüde denemeye değer lezzette.Tabi İtalya’ya gidipte pizzanın makarnanın herçeşidini yemeden gelmek olmaz.Risotto ve balık ürünlerini de deneyin.Pizzaların odun ateşinde pişeni makbul sokakta satılan dilim pizzaları pek tavsiye etmiyorum.

 

Yabanci bir ülkede seyehat yeni keşifler,yeni heyecankar katıyor.Bu açıdan çok zevkli .İtalya ilginç bir deneyimdi ,insanların arasına karışmaktan sokaklarda elinizde harita kaybolmaktan çekinmeyin. Her sokak sizi yeni bir serüvene ve keşfe götürecektir.

 

ARRİVEDERÇİ İTALYA YİNE GÖRÜŞMEK ÜZERE BİZE DE BEKLERİZ.

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

Hayat paylaşınca güzel. Hayata gülümse.Çünkü hayata ne verirsen o kadarını alabilirsin

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS

Arkadaşlar

dersaadet
belginguven
sevdasiirleri
elifs
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:4
Son Sayfa | Sonraki Sayfa